Opera sanatçısı tenor Sedat Can Öztoprak’ın hayatını ve sanat yolculuğunu konu alan “Yürekte Kalan İzler” adlı kitap, okuyucularla buluşmaya hazırlanıyor. Değerli yazar Fatma Özger Bilgiç tarafından kaleme alınan eser, sanatçının başarılarla dolu kariyerini ve yaşam öyküsünü detaylı şekilde ele alıyor. Kitabın lansmanı, 6 Nisan 2026 tarihinde Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da düzenlenecek tanıtım, imza töreni ve basın söyleşisi ile gerçekleştirilecek. Saat 14:00’te başlayacak etkinlikte, sanat ve basın dünyasından birçok önemli isim bir araya gelecek.

LANSMAN ÖNCESİ UNUTULMAZ KONSER
Aynı gün, tanıtım etkinliği öncesinde Sedat Can Öztoprak, Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da özel bir konser vererek sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Yoğun basın ilgisinin beklendiği bu özel gün, sanatçının kariyerinde de önemli bir dönüm noktası olacak.

ULUSLARARASI BAŞARILAR DEVAM EDİYOR
Dünyaca ünlü tenor, uluslararası sahnelerdeki başarılarına yenilerini eklemeye hazırlanıyor. Öztoprak, 2026 Temmuz ayında Viyana’da düzenlenecek Uluslararası Viyana Opera Festivali’nde, Carmen Operası’nda Don José ve Sihirli Flüt’te Tamino rolleriyle sahne alacak.

Ağustos ayında ise Berlin’de düzenlenecek Uluslararası Berlin Opera Festivali kapsamında, Gianni Schicchi eserinde Rinuccio rolüyle izleyici karşısına çıkacak. Bunun yanı sıra sanatçı, Haziran 2026’da İtalya’da gerçekleştirilecek Uluslararası Saluzzo Opera Festivali’nde Don Giovanni operasında Don Ottavio rolünü üstlenecek.

TÜRKİYE’Yİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL EDECEĞİM
Başarılı tenor, uluslararası sahnelerde yer almaktan duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti:
“Dünyanın en önemli opera şehirlerinde, büyük eserlerde ve başrollerde yer almak benim için büyük bir onur. Türkiye’yi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğim.”
Sanat hayatında emin adımlarla ilerleyen Sedat Can Öztoprak, hem sahne performansları hem de hayatını konu alan bu özel eserle adından söz ettirmeye devam edecek.
LEVENT ÜLGEN SAMİMİ AÇIKLAMALARLA SEKTÖRÜ BİZDENBİL’DE
Usta oyuncu Levent Ülgen, Cihat Dündar’ın hazırlayıp sunduğu Sektörü Bizdenbil’in konuğu oldu. Mesleki hayatını ve gelişen çağda sektörün gidişatını anlatan Ülgen, canlandırdığı karakterler ile ilgili soruları da yanıtladı. İşte usta oyuncu ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetimiz.
Sizi aslında tüm Türkiye tanıyor ve severek takip ediyor. Peki Levent Ülgen kendi içinde kimdir?
Ben de bilmiyorum kim olduğumu. Her yaşta her dönemde insan değişiyor. Belki bundan daha önceki yıllarda kim olduğumu daha iyi tarif edebilirim ama şu anda ben de ne olduğumu tam olarak bilmiyorum. Çünkü yaşadıklarınızla, tecrübenizle, dünyadaki olaylarla, ilişkilerinizle siz de değişime uğruyorsunuz.
Belki ana karakterinizden, ana inançlarınızdan belki taviz vermiyorsunuz ama esnetmeler, ufak değişiklikler ister istemez oluyor. Ama genel anlamıyla bir; çok çalışkan bir adamım. Pes etmekten nefret ederim, asla pes etmem. Yani beceremesem, başaramasam, yapamasam bile hep denerim, hep devam ederim; pes etmeyi hiç sevmem. İnatçıyım. Sinirliyim, çok çabuk sinirlenirim, kavgaya çok açığım. İşte değişen şeyler bunlar. Eskiden daha açıkken şimdi daha anlayışlı, daha makul bakmayı öğreniyorum.

Bugüne kadar pek çok ikonik karaktere hayat verdiniz. Bu karakterlerin içinden size en çok benzeyen sizce hangisiydi?
Hiçbiri. Bu soruyu okudum. Genelde çok klasik, bilindik sorular soruluyor ve onlara defaralarca aynı cevabı vermekten çok sıkıldım. Biraz değişik sorular istiyorum. Mesela sizin birkaç sorunuz çok hoşuma gitti... Beni tam olarak anlatan karakterim olmadı ne tiyatroda, ne dizide, ne sinemada ama benden bir parça mutlaka oldu. Çünkü onları ben oynadım, ben hayat verdim. Bazılarını kendime daha çok benzetmeye çalıştım. Bazılarında, bende olan ufak bir yanı onun kadar değilse de parlatmaya çalıştım. Ama içlerinde olmaya özendiğim karakterlerde oldu, hiç yanıma yaklaştırmayacağım karakterlerde oldu. Bu biraz benim onlara "üvey kardeş" bağlantım diyeyim. Yani onları ben oynuyorum ama onlar benim kardeşim değil, üvey kardeşim.

HALK SİNAN’I NASIL SEVDİ ANLAMIYORUM
Oynadığınız karakterlerden biri gerçek hayatta karşınıza çıksa hangisiyle arkadaş olmazdınız?
Seyirci belki çok şaşıracak, çok kızacak belki ama Akasya Durağı'ndaki Sinan'la bir araya bile gelmeye tahammül edemezdim, döverdim. Seyirci çok seviyor olabilir ama benim hiç sevmediğim insan tipi.
Cihat Dündar: Uzunca bir sene de oynadınız onu aslında.
5 sene oynadım 174 bölüm. Hâlâ yayınlanıyor hâlâ sevmiyorum o adamı. İstediği kadar sempatik olsun, o asla benim yanıma yanaşacak türde bir adam değil Sinan. Hiçbir prensibi olmayan, baştan sona yalak, yavşak yani yavşağı küfür anlamında söylemiyorum kesmeyiniz. Omurgasız, çıkarından başka bir şey düşünmeyen sadece sempatik. Tehlikeli olan o zaten, sempatik olması. Ben bunu çok düşündüm, bu aslında bir saat konuşulacak bir konu. Ondan önce "En Son Babalar Duyar" adlı dizide Sinan'a benzeyen bir karakter oynadım, Kadir, hallederiz Kadir. Kadir ile ikisinin çok ortak yanı olmasına rağmen Kadir'in çok daha sevdiğim, çok daha üzüldüğüm bir yanı vardı. Kadir, evet sahtekarlık yapıyordu ama bunu bir amaç için yapıyordu. İyi bir şey yapmaya çalışıyor beceriksiz bir adam olduğu için beceremiyor. Ailesinin mutluluğu için bir şey deniyor yapamıyor. Elinde bir imkan olmadığı için maddi manevi ister istemez sahtekarlık yapıyor ama her seferinde yakalanıyor. O çok masumdu, onu çok seviyordum. Ama Sinan çakal. Taksiye binen kadına sarkan, evde karısı varken her güzel kadına askıntı olan, durduk yere kumar oynayan, durduk yere ondan bundan borç alıp parayı geri ödemeyen beş para etmez bir adam bence. O yüzden Türk halkı bunu niye sevdi anlamıyorum.
İnsanlar sizi güldüren bir yüz olarak tanıyor ama sizi öfkelendiren şeyler nelerdir?
YALANI AFFETMEM
Beni en çok öfkelendiren, kızdıran, tahammül edemediğim şey yalan. Hangi konuda olursa olsun bana yalan söylenmesi. Çünkü yalan karşınızdaki insanı aptal yerine koymaktan, onu küçültmekten başka bir şey değil. Onun zekasıyla alay etmek demek. Yalan hele hele kasıtlı söyleniyorsa çok iğrenç bir şey. Hani beyaz yalan, pembe yalan gibi laflar var ya ben onlara da inanmıyorum. Yalan yalandır, bunun beyazı, kırmızısı, pembesi olmaz. Ama her şey söylenir mi? Bazen söylenemeyecek şeyler vardır, insanın hayatında bunlar olabilir ayrı mesele. Ama yalan benim en tahammül edemediğim şey. Yalan, insanın olan güvenini, saygısını zedeler, onu aşağılar. O yüzden beni en kızdıran şey yalandır. Hele bir de yalan söylediğini anlarsam o insanın vay haline. Hiç çekinmem, hiç utanmam söylediği yalanı herkesin içinde yüzüne vururum. Çünkü bu beni aşağılayan insan, beni aptal yerine koyan insan demek ki herkese yapacak demektir. Herkesi aşağılayacak, herkese aptal muamelesi yapacak demektir. Sen söylemedin mi? Ben olsam senin yerinde onu sorardım. Söyledim, hem de yalanın en güzellerini söyledim. Ben yalanı kimlere söyledim tahmin ediyorsundur.
Cihat Dündar: Belki bir rol arkadaşınız veya yapımcıya olabilir.
Onlara hiç yalan söylemem. Yalan kime söylenir? Yalan kadınlara söylenir. Evet, onlara çok söyledim. Ama meslek hayatımda, iş hayatımda, ciddi yaşantımda hiçbir zaman demeyeyim tabii. Mutlaka söylemişimdir ama insanın hayatını etkileyebilecek, onun işine mesleğine zarar verebilecek bir yalanı asla söylemedim. O yüzden bana da söylenmesini asla istemem. Ama insan annesine bugün diyor ama pek gidesi yok, anne hastayım gelemiyorum, gibi bir yalanı söylüyor elbette.
Cihat Dündar: Yani hayatın olağan akışını aksatmayan ufak yalanlar.
Yani evet. Pembesi beyazı da kötü ama söylüyoruz ama ciddi bir yalan, bir insanın hayatını etkileyebilecek, meslek yaşantısını etkileyebilecek bir yalan asla söylemem. En azından kasıtlı söylemem, söyleyen olursa da affetmem.





