I M G 20240516 W A0003Serra Taşköprü avukat ve yazar olmasa ne olurdu? 

Serra Taşköprü naçizane ya tiyatro oyuncusu ya da psikolog olurdu. Tiyatro eğitimi almış bir insan olarak tiyatro anlayışımızın hatta sanat algımızın gelişmediği aşikar olmakla, sosyal medyada içerik üretirken; kendimi araç ederek sistem eleştirisi yaptığım gerçeği karşısında oyunculuk yaparak paylaşımlarda bulunduğumu ben maalesef ki çoğunluğa türlü duygularla aktarmaya çalışsam da yetersiz kaldım. Belki de yetersiz ben değil toplumun ta kendisidir. Sanat toplum için midir, sanat için midir diye klişe olan ancak can alıcı olan bu soruyu sorduğumuzda sanat doğanın ta kendisi içindir demek isterim. Tüm canlı varlıklara önce saygı sonra sevgi için sanatın araç edilmesi gerekir zannımca. Bunun için toplumun olumluya manipüle edilmesi yani yönlendirilmesi gerekmektedir. Sanat toplumların çıtasını yükseltmek içindir. Topluma eğilmek, boyun bükmek için değildir. Sanatçı seçtiği sanat dalında özgür olamazsa açıkça duygularını ve düşüncelerini araç edemezse, o zaman topluma, sisteme boyun eğmiş kaygı ve korku dolu haliyle üretir ve ürettiği de özgün olmaktan ırak olur. Oysaki özgür bir sanatçı özgün eserler üretir ve o eserlerle toplumun kalitesini yani niteliğini beyin fırtınası yaratarak arttırır. Örneğin her gazeteci bir yerde yazardır ancak baskı altında yazdıkları üretmenin ötesinde, özgünlüğün gerisinde kopyala yapıştır haber vasfını taşır. Gazeteciler sanatçı olanları ile olmayanları olarak ikiye ayrılır bana göre.

MEHTAP HİSAR'DAN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ÖZEL MESAJI MEHTAP HİSAR'DAN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ÖZEL MESAJI

I M G 20240515 W A0020~2Psikologluğa gelirsek kendimi ototerapi yapacak boyutta beslemeyi isterdim. Kendi bozuk veya bozdurulmuş psikolojimi düzeltmek için psikoloji güzel bir alan olabilirdi. Çoğunlukla bu tip meslek seçimleri yaralardan ileri gelmektedir. Benim yaralarımı olsa olsa psikoloji sarar diye düşünürken buluyorum bazen kendimi.

Serra Taşköprü'ye göre özgürlük nedir? 

Özgürlük sadece cezaevlerinde bence akil olan akıl hastanelerinde hapis olmakla kısıtlanıyor değildir. Özgürlük insanın kendi doğasını ve varoluşunu, aykırılıklarını yaşayabilmesidir, hayata geçirebilmesidir. İnsan kendi zihin ve kalbinin esaretindeyken hiçbir yerde özgür olamaz. Kendini gerçekleştiremeyen, el alem ne der klişesinin altında ezilen biri asla özgür değildir. Benim özgürlük anlayışım bu yönde kendini göstermektedir. Aşk kavramının yasak, suç, günah, yanlış ve hata gösterilmesi de insan doğasına aykırı olup evlilik denen kurumun da keza çok da doğamıza hele de toplumumuzda tapu kadastro gibi bir zihniyetin geliştiği ve yasal boyutta problem teşkil ettiği noktada esas evlilik aykırı kalmaktadır. Açıkça bunu yasa yani kanun insanı olarak değil hukuk insanı sıfatıyla dile getirmeyi bir vicdani borç olarak burada dile getiriyorum. Bu sosyolojik düzende maalesef evlilik bir tür aşk ve sevgi birlikteliği değil konum, koşul, iş gibi maddi ortaklık kurumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aile kavramı görünürde var olmakta oysaki içi boş hatta kof bir sürece sürüklemektedir insanları.

I M G 20240515 W A0024~2Özgürlüğünüzün kısıtlandığı durumlar var mıdır? 

Ben özgür görünüyorum. Oysaki özgür biri değilim çünkü benim özgür olabilmem için kendi varoluşumu el aleme inat değil el aleme rağmen tamamlamış olmam gerekir. El alemin bende öfke, korku, kaygı gibi olumsuz duygular ve düşünceler bırakmasına izin vermemem gerekir. El alem beni olumsuz yönde etkileyebiliyorsa ben dışarıda olsam da özgür değilimdir. Hapiste olan biri belki benden özgürdür. Çünkü her türlü riski göze alarak korkusuzca duygularını ve düşüncelerini ifade etmiş zihninde ve kalbinde çok daha cesur biridir.

Serra Taşköprü sosyal medyada tepki ve ilgi çeken bir isim. Peki dikkat çekmek mi istiyor? 

Evet, dikkat çekmek elbette istiyorum ki farkındalık yaratabileyim. Çok ciddi paylaşımlar rağbet görmüyor ve abuk sabuk diye laf söylediğimiz paylaşımlar rağbet görüyor ne yazık ki. Bunu fark edince ben de mizah yollu özellikle abuk sabuk gelecek cinsten paylaşımlarla dikkat çekerek ciddi paylaşımların rağbetini de arttırmak istiyorum. Ters psikolojiyle toplumu manipüle ediyorum. Tongaya geliniyor ve bu toplumda maalesef bir avukata dahi bu kadar taciz mesajı geliyorsa bu toplumda hayvanlar ve unvansız insanlar için büyük tehlike var demektir. Bunu da fark etmiş oldum. Kuyrukları sallanan hayvanlar için korkunç bir çoğunluk var. Buna emin olabilirsiniz.

Yakın zamanda bir ödüle layık görüldünüz. Bu konudan bahseder misiniz? Duygularınızı alabilir miyiz? 

Z KUŞAĞI ÖNYARGILARDAN İBARET DEĞİL

Ödül bir araç olarak ego boyutunda elbette tatmin edici oldu. Ödüle layık bulunmak hele de o linç edildiğim dönemde bırakın ilaç olmayı tedavi gibi geldi. Ödülümü 22 Mart’ta kaybettiğim babamın anısına almak nasip oldu. Mimoza Global Medya Edanur Kalkan ve ekibine buradan minnetimi sunuyorum. Sözde dostların dahi beni aforoz ettiği noktada beni anlayabilen kapasitede genç kuşak girişimcilere teşekkürler. Z kuşağı diye kategorize edilen gençler çok daha parlak bir zeka ve duygusal zekaya sahip olduklarını ortaya koyuyorlar.

I M G 20240502 W A00112~2

Sosyal medya paylaşımlarınız mesleğinizi veya danışanınızın size karşı tutumunu etkiliyor mu? 

BU İŞİN DELİSİ DE VELİSİ DE SERRA TAŞKÖPRÜ

Ben bir amaçla sosyal medyada içerik üretiyorum. Müvekkiller ve müvekkil adayları elbette olumsuz etkilenebilirler. Ben zaten kapitalist sistem karşıtı bir avukat olarak fakirliği de göze alıyorum. İş hacmim olmayacak, aman iş alamayacağım korkusu ve kaygısı ile kendi bildiğimi okumaktan vazgeçmeye niyetim yoktur. Para, para, para diyen Napolyon’un tam tersi bir eda ile doğa, doğa, doğa diyorum. Mor ve Ötesi Bir Derdim Var parçası gibi Nuh’un nefesini unutmuş olduğumuzun aksine ben hatırlatmak adına kendimi şekilden şekle rol model olarak sokuyorum. Birine para verip ödeme yapıp paylaşımları onun üzerinden yapmak da mümkündü ancak ben zaten tiyatro eğitimi almış sahne deneyimi yaşamış biri olarak neden kendimi kullanmayayım ki? Ayrıca sadece avukatın değil her işin, her mesleğin delisi makbuldür.

Editör: Bizden Bil