NURÇİN GÜLSEVER'E EN İYİ BİLİNÇALTI UZMANI ÖDÜLÜ
NURÇİN GÜLSEVER'E EN İYİ BİLİNÇALTI UZMANI ÖDÜLÜ
İçeriği Görüntüle

Büyük İskender'in mirası üzerine Antigoneia adıyla yükselip Nikaia'ya dönüşen İznik, antik çağın hem tarihi hem de manevi merkezlerinden biri olarak sahnede yerini almıştır. Roma'nın görkemini surlarındaki her kapıda yaşatan bu kent, MS 325'te I. Ekümenik Konsil'e ev sahipliği yaparak Hristiyanlık inancının şekillendiği bir merkeze dönüşmüştür. Selçukluların Anadolu'daki ilk başkenti, Latin işgali sırasında Bizans'ın sığınağı ve iki dünya arasında köprü olan açık hava müzesi, taşın ve toprağın değil, inançların ve medeniyetlerin dönüm noktasıydı.

I M G 20260507 W A0002

OSMANLI DÖNEMİ

1331'deki Osmanlı'nın fethiyle İznik yalnızca kalelerle çevrili kent olmaktan çıktı. Orhan Gazi'nin inşa ettirdiği ilk cami ve medreselerle "Ulema Yuvası" adını hak eden bir eğitim merkezine dönüştü. Asıl ihtişamı ise toprağı sanatla buluşturan çinilerinde boy gösterdi. 15. ve 16. yüzyıllarda sarayları süsleyen turkuaz ve mercan kırmızısı motifler, kentin adını dünya sanat tarihine kazıdı. Roma'nın anıtsal mirasını taşıyan bu topraklar, Osmanlı'nın manevi anlayışıyla harmanlanarak dünün kutsal mekânlarını bugünün yaşayan mirasına dönüştürdü.

I M G 20260507 W A0006GÖL BAZİLİKASI

İznik'e ayak bastığımda ilk dikkatimi çeken bu yapı, kıyının serin suları arasında, İznik Gölü'nün altında yatan bazilika oldu. 2014'teki keşfiyle dünyanın en önemli arkeolojik buluşlarından biri kabul edilen yapı, Aziz Neophytos adına 4. yüzyılda inşa edilen ve suların çekilmesiyle yüzeyde beliren bir hayalet gibi varlığını sürdürüyordu. Hristiyanlar İznik'i Kudüs ve Vatikan'dan sonra dünyanın üçüncü kutsal kenti olarak kabul eder çünkü Hristiyanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan I. Ekümenik Konsil burada toplandı. Kilisenin yanındaki taşlarla örtülü mezarlar hâlâ yerli yerinde duruyor. Suyun sert gölgesi bile toprağa kazınmış gerçeği silememiş.

I M G 20260507 W A0003ROMA TIYATROSU

Göl bazilikasının bıraktığı hayret henüz dağılmamışken karşıma Roma Tiyatrosu çıktı. Anadolu'daki antik tiyatroların aksine bir yamaca değil, düz bir araziye yükseltilerek inşa edilen bu yapı, Roma mühendisliğinin sınırlarını zorlar. MS 2. yüzyılda Bitinya Valisi Plinius tarafından yaptırılmış suların etkisiyle defalarca yarım kalmış ve hayli paralar harcanmış ama sonunda tamamlanmıştır. İçeri girdiğimde üzerimdeki taşların ıslaklığını hissedebiliyordum. O ıslak taşların arasında yürürken kimlerin burada dolaştığını, neler yaşandığını düşünmeden edemedim. Zemin kolaylıkla gezilebilecek bir arazi olmasa da tiyatro oyunlarına ve gladyatör savaşlarına ev sahipliği yapmış.

I M G 20260507 W A0009

İZNİK KENT MÜZESİ

Bu iki yapının ardından kafamdaki sorular çoğalmaya devam ederken İznik Kent Müzesi onlara yenilerini ekledi. Kazılar sırasında bulunan taşlar, yazıtlar ve gündelik eşyalar bir arada sergileniyordu. Asıl şaşırtan ise çocuk mezarlarından çıkan boncuklar, küçük küpeler ve yüzükler oldu. Büyük mermer lahitlerse bir düzen içinde dizilmişti ve üzerlerindeki figürler hâlâ netti. Müze kartıyla girilen bu müze, İznik'in yalnızca anıtsal değil, insani ölçekteki geçmişini de gün yüzüne çıkarıyor.

I M G 20260507 W A0008DİNGİN BEKÇİLER

Tüm bu katmanlı tarihin üzerine bir de Osmanlı’nın manevi yolculuğu ekleniyor. Şehrin her köşesine dağılmış bu yapılar, Kırgızlar Türbesi, Abdulvahap Sancaktar, Çandarlı Halil Paşa, Sarı Saltuk ve Eşrefoğlu Rumi Cami ile türbeleri, kentin savaşçı geçmişini dingin bir huzurla taçlandırıyor. Yalnızca askerlerin ve tüccarların değil, alimlerin ve dervişlerin de ebedi istirahatgâhı olan bu yapılar, "Ulema Yuvası" ismini taşıyan bir kente ruhani bir derinlik katıyor.

I M G 20260507 W A0004İZNİK KAPILARI

Mirası koruyan kapılardanda söz etmeden geçmek olmaz. Kentin merkezinde durduğunuzda dört bir yandaki kapıları aynı anda görebiliyorsunuz. Şehir, kare biçiminde örülmüş bu kapıların tam ortasında kalıyor. Her kapının açılış yönüne göre aldığı isim, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi anlatıyor. Aynı zamanda kapıların üzerinde ki yazıtlarda, kim tarafından ve ne zaman, ne zorluklarla yapıldığı gibi bilgiler yazıyor. Bu kırılmış düzende, küçük ama güçlü bir anlayış var. Sanki kapıların kalıntıları bile bir dil konuşuyor.

I M G 20260507 W A0005Dönüp baktığımızda, her şehrin kendi sonsuz zenginliği var elbette. Ama İznik öyle bir yer ki hem baştacı olmuş hem suların altında kalmış ama görülmesi gereken bir gizem olarak ziyaretçisini bekliyor.