Hâlbuki ne istediğini bilen insanlar, hayattan zevk alırlar, onlar için her şey nettir, isteklerini yerine getirme uğrunda gerekli adımları atarken bilinçsizce yorulmak ve negatif yüklenmenin aksine, bilinçli ve istekli şekilde enerjik olarak ilerlemeleriyle tamamen pozitif bir tablo çizerler. Zamanı daha kolay ve daha verimli kullanırlar. Sürekli olarak bir şeyleri erteleme ihtiyacı duymaz, böyle bir şey hissetmezler. Başarılı olur ve kendilerini mutlu hissederler.
Ne istediğini bilmek konusuyla alâkalı yakın zamanda başıma gelen bir olaydan kısaca bahsetmek istiyorum. Geçenlerde sosyal medya üzerinden genç biri bana ulaştı. Mesajlar gönderdi. “Yardımınıza ihtiyacım var” diye başlıyordu mesajlar. Takip etmediğim, tanımadığım biriydi. Mesajları okuduğumda, bahsettiğine göre senelerdir yurtiçi ve yurtdışında aşçılık yapan biri olduğunu gördüm. Özellikle aşçılığın çok revaçta olduğunu düşündüğüm şu dönemde, bu arkadaşımız da tam tersine bir yaklaşımla sektör değiştirmek ve gayrimenkul satışında yer almak istediğinden bahsetmişti, üstelik yıllardır aşçılık yaptığı hâlde. Yıllardır uluslararası çapta aşçılık yapan biri, yıllardır hayalini kurduğu gayrimenkul satışına geçme isteğini dile getiriyordu mesajlarında. “Bu serüvende, hayallerime giden yolda bana bir kapı aralayabilir, bana yardımcı olabilir misiniz? Ben bu yola baş koymak istiyorum, şu an bile çok heyecanlıyım, lütfen bu genç kardeşinize destek verin!” diye de yazmıştı son mesajında.
Ben de kendisine hızlıca cevap verdim. Kısa bir süre iletişim kurduk. Kendisinin güncel özgeçmişini aldığımda, lise mezunu olduğunu ve farklı diller bildiğini, ancak Türkçe dışında hiçbirine karşılıklı konuşacak şekilde hâkim olmadığını gördüm. Böyle şeylerle zaman zaman karşılaşıyorum. Bazen yeni personel yetiştirmek üzere de alım yaptığımızdan fakat şu an yabancı dil de bilen personel ihtiyacımız olduğundan kibar bir şekilde bahsettiğimde ise, yabancı dili çabucak öğrenebileceğini belirtti. Bizim şu an için öyle bir zamanımız olmadığını güzel bir dille izah ettiğimde de bana asistanlık yapabileceğini dile getirdi.
Kimine göre bu baskıcı yaklaşım olumlu bir durumdur, karşıdakinin ne kadar istekli olduğunu gösterir, ama genel olarak bahsedecek olursam, bana göre istek sadece ısrar etmek değil, o işi çok isteyen kişi “çabucak yapabilirim” dediği şeyleri, o işe girmeden önce bir şekilde zaman ayırıp yapabilmeli. Bana göre ne istediğini bilerek ve zamanında uygun şartları oluşturmaya çalışmaktır doğru olan.
Gerçekten bu sektörde ilerlemek istiyorsa, şu aşamada ihtiyaçları karşılayabileceği bir seviyeden başlamasını ve bu süreçte kendisini donatmasını önerdim. Çünkü onun için bu, bana asistanlık yapmaktan daha doğru olacaktı. Uzun lafın kısası, durumlar böyle gelişince benim nazarımda biraz ‘ne iş olsa yaparım’ yaklaşımına kayıyor konu. En azından öyle hissettiriyor.
Elbette herkesin şartları, ihtiyaçları, durumları farklıdır. Genelleme yapmak çok da doğru olmaz. Herkesin hayat şartları, olanakları ve ihtiyaçları farklı seviyelerde ve farklı noktalarda. Siz sadece pozitif şeyleri ön plana çıkarıp, olumlu yorumlarla bunu süslerseniz, hayat çok rahat, çok güzel, herkes çok mutlu gibi düşünebilirsiniz. Fakat sadece negatif yönleriyle baktığınızda ise bir bakarsınız işin içinden çıkamıyorsunuz.
Tarafsız şekilde düşündüğünüzde birileri bolluk içinde yaşamını sürdürürken, birilerinin de ne zorluklar çektiğini net olarak görebilirsiniz. Elbette bazılarımız için para kazanmak, yaşamını idame ettirebilmek için çok çok önemli, bunun için insanlar az evvel değindiğim ‘ne iş olsa yaparım’ yaklaşımına mecburen bürünebilir. Bu da maalesef bir gerçek, fakat işin tamamen farklı bir boyutu. Netice olarak, paragraf paragraf mesajlar gelirken, ben durumdan net olarak bahsettikten sonra, karşı taraftan en son ‘teşekkürler’ yazılı bir cevap aldım ve bu sayfayı kapadık.
Ne istediğimizi bilerek hareket ettiğimizde, hayatımız boyunca her alanda, her anlamda gitgide işimiz kolaylaşır. Çünkü hem hep istediğimize bir adım daha yaklaşırız veya istediğimiz şeye/şeylere ulaşırız, hem de her seferinde kendi içimizde üzerine koyarız, kendimizi donatırız. Aksi hâlde daldan dala atlamakla başta kendimize yazık eder, hayatı daha zor hâle getirmekten öteye geçemeyiz. Gidilecek yer de, rota da belli olmalı. Her şey var da rota yoksa, aslında diğer her şeyin olmasının da pek bir anlamı yok demektir.
Doç. Dr. Tuğhan TURAN




